Neden Atatürk?

0
186

Dünyada çocuklara bayram armağan eden hiçbir lider ve ülke yokken, ülkemizde her yıl 23 Nisan günü Çocuk Bayramı olarak kutlanıyor. Bunun için ATATÜRK!

1926 yılında Suudi Vahabi yönetimi ülkede bütün mezarları yıkıyordu. Sıranın Medine’deki Yalvacımızın (Peygamber) mezarına geldiğini öğrenen Atatürk’ün manevi kimyası bozuluyor ve şu tehdit edici mektubunu Suudi yöneticilerine gönderiyordu: “Yalvacımızın değil mezarını yıkmak, mezarının bir çakıl taşını dahi koparırsanız ordumla oradayım.” Bu çıkış sayesinde mezar günümüze kadar gelebilmiştir. Bunun için ATATÜRK!

“Milli eğitimin amacı yalnız hükümete memur yetiştirmek değil,  daha çok memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, devrimci, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette,  dürüst, düşünceli iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir,” dediği ve bunu gerçekleştirdiği için ATATÜRK!

Karanlığın çalkalandığı yayıktan yağ çıkmayacağını bilerek, “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür,” diyordu. “Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, anlağı terbiye etmektir”. ”Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir,” dediği için ATATÜRK!

Osmanlı döneminde bir türlü sağlanamayan Alevi, Sünni birlikteliği Cumhuriyet döneminde sağlandığı için ATATÜRK!

1Kasım 1928 yılında Harf Devrimini yaparak, % 90 okuryazar olmayan ulusu kısa zamanda okuryazar yapıp, tavandakilerin dediğini tabandakiler, tabandakilerin dediğini tavandakiler anlar hale getirdiği için ATATÜR!

İstanbul Boğazında kapımcı devletlerin gemilerini göstererek, “ Paşam düşman gemileri toplarını saraya çevirmiş durumda,” denildiğinde kararlılıkla, “Geldikleri gibi gideceklerdir,” diyebilen tek kişi olduğu için ATATÜRK!

Dini, şekil ve söylemin dışında yaşamayan, onu yaşamayı Araplaşmak, arap gibi giyinmek. Arap gibi düşünmek, yüce anlama değer vermeyip Arapçayı okuyup yazmak olarak algılayan ve uygulayanlardan; söylediği ile yaptığı bir olmayan tarikat unsurlarından Türkiye’yi kurtarmaya çalıştığı için ATATÜRK!

1926 yılında yüce betiğimiz “Kur’an’ın” Arapçasını, Elmalılı Hamdi Yazır’a tefsir ettirerek Türkçeye çevirdiği ve yüce betiğimizi bu tarihten sonra Türkçe anlamaya ve Türkçe anlatmaya başladığımız için ATATÜRK!

Yüce Tanrının “..dillerimizi ve renklerimizi ayrı yarattı..” buyruğunu bilerek,  “Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet teşkilatımızın, dikkatli, alakalı olmasını isteriz,” dediği ve “Harf Devrimini”, “Dil Devrimini” gerçekleştirdiği için ATATÜK

Türk kadınına, “Ey Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın,” dediği ve 1934 yılında Avrupa’dan önce seçme ve seçilme hakkını verdiği için ATATÜRK!

Bir kişinin padişah olması, halife olması düşman komutanına yalvarıp teslim olmaya engel olamayacağını sezen ve anlayan ilk komutan olduğu için ve bu nedenle mücadele ettiği için ATATÜRK!

“Türk genci, devrimlerin ve Cumhuriyetin iyesi ve bekçisidir” deyip,  gençliğine önem veren ve ona güvenen biri olduğu için ATATÜRK!

Çanakkale’de ölen düşman askerlerine 1934 yılında bir törende seslenerek, “ Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatan toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen anneler! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır.  Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır, dediği için ATATÜRK.

Bunun üzerine Avustralyalı bir anne Ata’ya şu yanıtı veriyordu:

” Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını alicenap sözleriniz hafifletti. Gözyaşlarımız dindi. Bir ana olarak bana bir güzelim teselli bahşetti. Yavrularımızın sonsuz uykularında, huzur içinde dinlendiklerinden hiç kuşkumuz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa bizler de kendilerine ATA demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın mezarları başında söylediğiniz sözler ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce ve ilahi. Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan büyük Ata’ya tüm analar adına şükran ve sonsuz saygıyla.” Bu sözleri dedirttiği için ATATÜRK!

Çanakkale’de ölen düşman askerine evlat, düşman anasının evlat acısını kendi acısı gibi gören bir insan ancak ve ancak baba ya da ata olur. Bunun için ATATÜRK!

1930 yılında Dünyanın en doğusunda Tokyo’da, sabah ezanının ilk okunduğu camii ülke olanakları buna elvermediği için kendi parasıyla yaptırıp ibadete açtırdığı için ATATÜRK!

İslam dünyasında emperyalizme karşı mücadele ederek, onu mağlup eden, ona rağmen devlet kuran tek ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir ve bunu gerçekleştiren tek lider de Mustafa Kemal olduğu için ATATÜRK!

Avrupa ilim ve sanatta güzellikler oluştururken, saray ve medrese çevresinde konuşlandırılan sözüm ona bazı görgülü, bilgili, ince ve olgun kişiler, matbaayı gâvur icadı olarak ilan ediyor, hattatların işsiz kalmasına neden olacağını öne sürerek bu aleti yaklaşık 250 yıl kullanmıyor; ancak arının yaptığı balın helal mi, haram mı tartışmalarıyla meşgul oluyorlardı.   Üfürükçüler, muskacılar ortalıkta cirit atıyordu. Bütün bunların, gericiliğin ürünü olduğunu anlayan ve bilen Mustafa Kemal Atatürk, Aklı cebinde, başı belinde kişilere, “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz,”  dediği ve bu nedenle mücadele ettiği için ATATÜRK!

Osmanlının son 36. Padişahı ve İslam dünyasının 115. Halifesi Vahdettin, İstanbul’u işgal eden General Harington’a teslim olup ülkeyi terk ederken, Atatürk vatan toprağını işgal eden düşman kuvvetleri komutanı General Trikopis’i Başkomutanlık Meydan Savaşı’nda çadırında esir olarak karşılıyordu. Bunun için ATATÜRK!

Sevr Antlaşmasıyla bölüştürülmüş, borca batırılmış, gümrüklerini kullanamayan ve limanları arasında çalıştırdığı gemilere bayrağını çekemeyen bir ülkeyi, iç ve dış düşmanlardan kelle koltukta cephe cephe dolaşarak kurtarıp bizlere armağan ettiği için ATATÜRK!

’Atatürk, 02 Eylül 1922 gecesi esir düşen Yunan General Nikolaos Trıkupis’e : «Üzülmeyin general’ dedi ’Siz vazifenizi sonuna kadar yaptınız. Askerlikte mağlup olmak da vardır. Napolyon da vaktiyle esir olmuştur. Size karşı büyük bir hürmet hissi besliyoruz. Misafirimizsiniz. Yakında her şey düzelecektir. Buyurun, istirahat edin.’ Dediği ve Yunan General Nikolaos Trıkupis’e: “Bizim, Anadolu’da işimiz neydi? Biz yabancı devletlere alet olduk. Sizden de, bizden de bunca insan öldü. Bu kadar şehit verdik. Sonunda ne oldu. İşte, bugün kardeşiz. Hata idi Anadolu hareketi… Hem de muazzam bir hata!” dedirttiği için ATATÜRK!

Atatürk 1932 yılında,  “Yüksek maaşlardan vergi alınır,” kanun teklifini yasallaştırıp, yüksek bulduğu maaşının yarısına yakın bir miktarı vergilendirmiştir, azaltmıştır. Kalan yasının büyük bir kısmını da ölünceye kadar ihtiyaç sahiplerine dağıtmıştır. Yüce betiğimizin Bakara Suresinin  219. Belgüsünde ki, “.. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar.” De ki: “Zorunlu giderlerinizden fazlasını,”  buyruğunu inanarak yerine getirdiği için ATATÜRK!

Halkın kendisine bağışladığı yerleri, bulundukları durumdan çok daha yararlı ve gözde hale getirtilen çiftliklerinden ölümü haline akrabalarına bir karış bile bırakmamak istemiştir. Mevcut yasalar izin vermeyince bu isteği doğrultusunda yasa çıkartıp, halktan aldığını daha verimli ve daha yararlı bir şekilde tekrar halkına armağan ettiği için ATATÜRK!

57 yıllık kısa ömrünü iş yaparak, değer üreterek,  «kemal» olduğunu Türk halkına ve dünya halklarına kabul ettirerek dünyasını değiştirdiği için ATATÜRK!

Suudi kadınlar, ancak iki buçuk yıldan beri araba sürebilirken, Türk kadını Sabiha Gökçen 84 yıl önce uçak kullandı; Türkiye’nin ve dünyanın ilk kadın savaş pilotunun iyesi oldu. Ulu önderin Türk kadınına verdiği sözde değeri, özde de gösterdiği için ATATÜRK

En önemlisi vatan toprağını düşman kapımından, Türk kadınını sarhoş kapımcı askerlere meze olmaktan kurtarıp,  babalarımız belli olacak ve annelerimizin şefkatli kollarında büyüyecek şekilde armağan ettiği için ATATÜRK!

../..

Önceki İçerikİktidar Niçin Trump’ı Destekledi?
Sonraki İçerikEdremit’ten Esintiler
Yılmaz Keskin
1955 yılında Trabzon Çaykara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Çaykara’da, Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nü Rize Eğitim Enstitüsü’nde tamamladı. Yurdun değişik yerlerinde 35 yıl 5 ay öğretmenlik ve idarecilik yaptıktan sonra 15.07.2014 yılında emekli oldu. Araştırmacı yazar Yılmaz Keskin’in değişik dergilerde ve gazetelerde yayımlanmış yazıları ve “Gündem Kırıntıları” adlı deneme, “Kutsalım ve Dil Ağacım” adlı inceleme-araştırma, “Yüz Öykücük Yüz Gülücük” adlı fıkra ve “Çaykara’da Söz Varlığı-1” adlı araştırma betikleri vardır. Yazarın Milli Eğitim Bakanlığı’nda yıllardır incelemede olan “80’li Yıllarda Nusaybin Ve Halk Bilimi” adlı araştırma taslak eseri ve tamamlanmak üzere olan “Çaykara’da Söz Varlığı-2” adlı taslak eseri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz