Toplumların tek güvencesi

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Merhaba!

Hoş geldiniz! Sürekli “tehlike altında” olma duygusu, “düşman saldırılarına uğranabileceği” düşüncesi, kendi gücünün dışında bir gücün egemenliğini kabul zorunluluğu algısını besleme, toplumları önce yönlendirmenin, ardından da yönetmenin çokça kullanılan bir yaklaşım biçimidir. Toplumun yaşamsal sorunlarını gizlemenin, beyinleri sürekli başka sorunlarla, amaçlarla, hedeflerle “meşgul ederek” dikkat dağıtmanın ve gerçekleri saklamanın bir yöntemi bu. Toplum bilimde “propaganda”nın, sanatta “çadır hokkabazları”nın kullandığı bir yöntem: Toplumu “bir ve beraber tutma” zorunluluğuna mahkûm ediş ve “cambaza bak” diyerek dikkat dağıtış, bu arada gizli gündemleri duyumsatmadan uygulayışın, el çabukluğuyla meyveleri toplayışın bir yöntemi.

Bu yöntem, yaşamın her alanında kullanılmaya uygun: Toplumun en küçük birimi olarak kabul edilen aileden başlayarak toplu yaşamın olduğu köyde, kentte, bütün yurtta… Bireysel düşüncelerin, kararların, yönelişlerin bir potada eritilmesiyle elde edilen “toplumsal yarar-karar”ın saptırılmasını amaçlayan kişi ve zihniyetler her yerde kullanabilir bunu; ekonomide, siyasette, kültür ve sanatta… Bu yöntemde kurallar, kararlar, yasalar bir amaç değil, araçtır. Hedefe ulaşmada bir araç. Her şey “mübah”tır bu zihniyetteki kişi ve gruplar için… Kurallar, kararlar, yasalar ancak kendi zihniyetine, grubunun çıkarına, hedeflerine ulaşmaya ne denli yaradığına bağlı olarak uygulanır…

Bizim de bir bileşeni olduğumuz dünya böylesi bir süreçten geçiyor; pek çok toplum, bu düzeysizliği aşmayı becerse de, kimi toplumların önünde alınacak uzun yollar var. Kimileri uğranılan haksızlıkların, baskıların, aldatmacaların, hukuksuzlukların hesabının görülmesini bir başka dünyaya, kimileri “aslında şimdi varolmayan” gelecekteki tarihe bıraksa da, söz konusu yöntemi uygulayanların güvencesi “unutmakla sakatlanmış toplumsal bellek”tir. Bu nedenle bu denli “fütursuz ve cesaretli” davranıyorlar; korktukları “tek şey” toplumun uyanması ve bilinçlenmesidir.

Toplumların tek güvencesi de “uyanma ve bilinçlenmedir”, ol nedenle!

Bu düşünceleri kâğıda döktüğümde takvimler 1 Mayıs 2017’i gösteriyordu. 16 Nisan 2017 tarihinde Anayasa’nın 60 maddesini ilgilendiren 18 maddelik değişikliğin halkoylamasına yani referanduma sunulmasının ertesine… O halkoylaması ki, 58 milyon 366 bin 647 seçmenin (yurtiçi ve dışı) 865 bin 46 oy geçersiz oyla birlikte 49 milyon 798 bin 920’sinden ancak yüzde 51.41’i değişikliklere “evet” demiştir. Üstelik, sandıklar açıldıktan ve pek çoğu sayıldıktan sonra yasadaki “mühürsüz zarf ve oy pusulaları geçersizdir” maddesine getirilen yeni yorumla bu tür oyların da geçerli sayılmasına karşın… Hayır diyenlerin oranı yüzde 48.59.

Ülkemizin Parlamenter Demokrasi yolunda bir dönemeç olan bu halkoylamasından sonra  yaşadıklarımızın değerlendirilmesini  -günümüz dünyasındaki gelişmeleri gözönüne almanızı dileyerek- siz okurlara bırakıyorum.

Hoş bulduk!

Toplumların tek güvencesi

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!