Aydınlar Karanlığı

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Aydınlarımız dünyayı tanır ama kendi halkına yabancıdır…

Mustafa Kemal Atatürk

Türkiye parsel parsel satılırken aydınları da son kırıntılarını satıyorlar namuslarının. Bir köylü olarak görevimi yapmanın derin huzuru içerisindeyim ben. Elimden bu kadarı geliyor…

Anadolu’da yaşayan halkların tarihlerindeki en sarsıcı deprem ve sosyal değişim hangi dönemde olmuştur? sorusunun yanıtını bulmak ve anlatmak zorundadır aydınlarımız. Aslında dönemi mönemi de yoktur bunun. Yanıt çok açık, çok net ve çok kısadır. 12 Eylül…

Ama ben geveze bir adamım, biraz uzun anlatacağım. Her konudan birer örnekle anlatmak da çok uzun süreceği için tek konu ile yetinip tümevarım yöntemini kullanacağız. Yani çok da geveze değilmişim…

Mesela 12 Eylül 1980 öncesi anketlerine bakın diyeceğim önce. Seçimden önce kimin ne kadar oy alacağı bilinir miydi, hayır bilinmezdi. Çünkü anket manket yapılmazdı. Çünkü istatistik mistatistik bilim değildi. Yani siyasetçiler de halka sormazdı, sanatçılar da. Mesela Mustafa Kemal halka sorsaydı Cumhuriyet mi ilanı ederdi Halife mi olurdu diye bir sorun kendinize isterseniz. Ya da Nazım halka sorsaydı isyan mı yazardı yoksa Necip Fazıl gibi methiye mi düzerdi sizce..?

Düşünün; isyanı yazarak memleketinden olan bir Memleket Şairi’nin adını ağzına almayan bir dünya lideri(!) BİZ DİK DURMAYI NECİP FAZIL’DAN ÖĞRENDİK hangi yüzle der, niye der, ne için der daha iyi anlayacaksınız…

Nasıl oldu peki..? Bizi buralara nasıl götürdüler..? Bir günde olmadı elbette…

İnsanlara işlerini yapmanın sadece karınlarını doyurabilmeleri için çalmaları gereken bir enstruman olduğunu kabul ettirebilirseniz ondan sonra sadece sizin istediğiniz melodileri çalarlar. Dünyadaki süreç hakkında bir bilgim yok ama Türkiye’yi bu yola sokan 12 Eylüllerin ilkidir. 30 yıl sonraki 12 Eylül ilkinin son durağıdır. Artık ressam sizin istediğiniz tabloyu yapar, şair sizin istediğiniz şiiri yazar, yazar sizin istediğiniz romanı yazar, yönetmen sizin istediğiniz filmi çeker, sanatçı sizin istediğiniz türküyü söyler. Eğitim sistemi de sizin istediğiniz nesilleri büyütür İmam Hatip İlkokullarında, İmam Hatip Ortaokullarında,

İmam Hatip Liselerinde, İmam Hatip Üniversitelerinde…

Yani o ülkede bir daha Abidin Dinolar, Nazım Hikmetler, Yaşar Kemaller, Aziz Nesinler, Yılmaz Güneyler, Ahmet Kayalar, Aşık Mahzuniler yetişmez artık. Sörvayvır seyredersiniz ancak…

Sörvayvır seyrederek büyüyen insanlara ülkeyi nasıl yönetelim diye soran siyesetçiler de ülkeyi böyle yönetirler işte. Yani, artık bir daha Mustafa Kemalleri olmaz o ülkenin…

Bu sonuca gelmemizin tek sorumlusu Türkiye Aydınlarıdır. Türkiye aydını da; Doğan medyasındaki CNN’de Selahattin Demirtaş’la türkü söyleyen Ahmet Hakan’la Tüpçü medyasındaki CNN’de Uğur Işılak’la türkü söyleyen Ahmet Hakan arasındaki fark kadardır. Ama hangisinden hangisini çıkarınca kalan fark kadardır onu bilmiyorum işte…

Düşünün bulacaksınız…

Bu arada hiç bir yayın organında yer bulamayan, kıyıda köşede bırakılmış, ömrünün yarısını ceza ve tutuk evlerinde geçirmiş bir kaç namuslu aydının sıfatını bu aydın müsveddeleriyle aynı yazıda kullandığım için anılarından özür diliyorum. Birkaçının ismini yazsam “onlar da kimdi” diyecek olanlar ülkenin yarısından çok fazladır ne yazık ki…

Yine aynı şekilde hayatlarını ortaya koyarak canla başla anlatmağa çalışan birkaç yaşayan aydını da bu yazının kapsama alanı dışında saygıyla selamlıyorum. Benim kavgam çoğunlukla. Çoğunluk da yalaka. Gelin hep birlikte kavga edelim…

Teşekkürler…

Aydınlar Karanlığı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!