Ceviz Kabuğundan Gemiler Yapmak

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zamane gençliği şimdi birbirine konum atarak buluşuyor ya, onlar bunu kullanamıyordu o zamanlar. Yani biraz daha eski zamanlardaydı onların aşk hikayesi. Yok yok, cep telefonuyla da konuşup buluşma yeri belirleyemiyorlardı, daha eski. Evde bile telefon yoktu, yani biraz daha çok eski zamanlar. Yani bir asıra dayanıyor neredeyse. 1930lu yıllar…

Kendini “14’ümden beri şairlik ederim” diye tanımlayan, devlete göre “tehlikeli şiirler yazan” genç bir adamla sevgilisi birlikte geçirdikleri günün sununda ayrılırken gelecek buluşmalarını da kararlaştırıyorlardı o günlerde. Yani “haftaya bu gün burada saat 11 de buluşalım” diyerek ayrılıyorlar günün sonunda. “Burada” dedikleri yer ceviz ağaçlarının donattığı Gülhane Parkı’dır…

Haftaya o gün saat 11’den çok erken götürür o genç şairi Gülhane Parkı’na yüreği. Ceviz ağaçlarına şiir yazmak diye bir planı olmamıştır hiç bir zaman. Ama roket gibi bir yürek taşır göğüs kafesinin içinde. Ve sevgilinin yolunu gözlemektir o yüreğe göre aşk. Gelir ve gözlemeğe koyulur ama beklediğinden önce polisler girer parka. Polislerle başı derttedir taa ortaokuldan beri. Çünkü zor iştir onun memleketinde şiir yazmak. Şairler zeki ve kıvrak olurlar, hemen kararını verir ve bir ceviz ağacının tepesine kadar tırmanır. Saat 11’i vurur ve sevdiği kadın parka girer, arar bakar ama sevdiği adamı göremez. Sevdiği adam ağaçtan seslenemez sevdiği kadına, çünkü polisler ağaca daha yakındır ondan. Ve sevdiği kadın bir süre sonra parktan hüzünlü ve kırgın adımlarla ayrılır. Sevdiği kadın giderken arkasından mırıldanarak bir şiir yazar ve ceviz kabuğundan bir gemiyle savurur Haliç’in sularına..:

Ben bir ceviz ağacıyım

Gülhane Parkı’nda

Ne sen bunun farkındasın

Ne polis farkında

Hayat siz başka hayaller kurarken başınıza gelenlerdir işte. Artık bundan sonraki görüşmeleri Bursa Cezaevi’nde olacaktır ve Piraye’sine;

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin

yorulmuşsundur;

nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını

ne gül suyum ne gümüş leğenim var,

susamışsındır;

buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim

acıkmışsındır;

beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam

memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin

ayağını bastın odama

kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi

güldün,

güller açıldı penceremin demirlerinde

ağladın,

avuçlarıma döküldü inciler

gönlüm gibi zengin

hürriyet gibi aydınlık oldu odam…

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin…

diyerek sarılacaktır Nazım…

Image

Ceviz Kabuğundan Gemiler Yapmak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Vira Trabzon ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!